Hayatta her istediğini yapabilirsin,bedelini ödemek şartıyla…

26 02 2009


Organlarımı Bağışladım:)

15 02 2009

        Başlığın sonundaki gülücük işaretine bakmayın,bağışlarken hiç de mutlu hissetmiyordum kendimi.Hatta organlarımın peşinden gitmek istedim, nereye gidiyorsunuz diye…

       Konusu açıldığında hep yapmak isterdim bunu.Yakınlarıma derdim ki”Ölürsem organlarımı bağışlayın.”.Bana biraz da kızarak bakarlardı .Belki ölümü kendime yakıştırmamdan hoşlanmazlardı,bilmiyorum.Aslında hayatın her anını sevdim ben ve ölmeyi istemiyorum .Kırış buruş içinde ,bastonalara dayanarak da olsa çookk uzun yaşamak istiyorum.Ölmeyi isteyecek kadar kötü günlerim de oldu ama hepsini atlatmayı başardım.Hayat her şeye rağmen güzel.

       Geçen gün büyük bir devlet hastanesine gittim.Muayene için beklerken, duvarda bi tv de bu konu geçiyordu .O an yine istedim bunu.Hep istemiştim ama resmiyete dökmemiştim.Fakat bişi yine tuttu beni.Sıradan ayrılmamak bahanesine tutundum.Hastanenin içinde organ bağış masası varmış ama diğer binada. Off çok işim vardı ,öbür binaya gidemezdim şimdi( Bahaneler buluyorum.).

     Muayenemi oldum elime tutuşturdukları parçayı patalojiye götürmeliymişim.

-Patoloji nerde?

-Diğer binada.

-!!!

     Elimde parçayla patalojiye gittim .Artık çıkmalıyım hastaneden işim bitti.Tam çıkış kapısına yaklaştım, sağ tarfıma döndüğümde kocaman bir afiş ve organ bağış masası…

     Yöneldim o tarafa ,biri daha var işlem yapıyor,organlarını bağışlıyor.Birisi de bağışlamak istediğini ama evdekiler sorması gerektiğini söylüyor.Ona ”Neden sormanız gerekiyor ki,bu sizin organlarınız.” diyorum .(Çünkü ben de konuşmadım.)Biliyorum eve gittiğinde büyük ihtimal vazgeçecek ,korkuyor ,erteliyor çünkü benim gibi…

    Rahmetli babam derdi ki” Kızım korkuyorsun ama yapacağını da yapıyorsun.”Evet korkuyorum nedense ,sanki ben ölmeden organlarımı alacaklar.O yüzden hep kendim yapmayıp yakınlarıma bıraktım sorumluluğu ,ölürsem bağışlayın organlarımı diye…Ama artık kaçış yok,masadayım ve oradan gitmeyi gururuma yediremiyorum.Hem korksam da yapacam bunu,istiyorum.Bir gün çok sevdiğim birinin ya da belki benim ihtiyacım olur bir organa ya da öyle olmasa bile zaten çürüyecek şeylerle neden başkasını sevindirmeyeyim?Halk arasında şöyle bir inanış var,öbür hayata organlarımızla kalkacağız diye.Peki organları iflas etmiş olarak ölenler neyle kalakacak;onlar yine ölü mü olacaklar?Benim bildiğim hayat yeryüzünde ,yaşadığım anı biliyorum.Öldükten sonra cesedimi ne yaparlarsa yapsınlar.Mezarım bile olmasa olur ama beni unutmasınlar…

   Evet bastım imzayı ve kartımı cüzdanıma yerleştirdim.Dışarı çıktım. Üzerimde inanılmaz bir hafiflik var .Korkularım geçmiş ve müthiş mutluyum.Yaptığım için mutluyum.Koşarak çıktım bahçeyi çünkü ben mutlu olduğumda, canım koşmak ister…



İsimsiz telefon…

11 02 2009

      Aslında bugün konum bambaşkaydı ama yazacak hevesim kalmadı.   

   Off !  biraz önce bir telefon geldi.Yanlış aramış.Yaşlı bir kadın sesi.Kimi aradığını sordum,telefon karşının numarası.”Kardeşimi aradım ,özür dilerim kızım” dedi.”Önemli değil, iyi akşamlar ” dedim.Tam kapatacaktım” Kızım oğlum geliyor ,beni dövecek ,.N’apayım ben şimdi?” dedi .Ağlamaklı ve korku doluydu sesi .Önce idrak edemedim ama sonra sanki benim kapıma gelecekmiş ya da benim annemi döveceklermiş gibi panik ve dehşetle ”polise haber verin ya da evden çıkın,bir yakınınızı çağırın ya da ”dedim.Kadın aceleyle kapattı telefonu ama ben çok kötüyüm.Kollarım yanıma düştü,ağlamak üzereyim.Bir evlat, 9 ay karnında taşıdığın ,hiç karşılık beklemeden sevdiğin , bakıp büyüttüğün çocuk nasıl olur da bir canavara dönüşür?Yazamıyorum daha fazla.

    Ve ben o kadına yardım edemedim…Edemedim…



Cahil Nefreti

7 02 2009

      Küçük kız bal rengi ,kıvırcık kirpikli kocaman gözlerini annesine doğru kaldırdı ”Ama anne sen ölürsen bize kim bakacak” dedi ,ağlamaklı ,dudakları aşağı doğru kıvrılmış bir şekilde.

   Son günlerde buna benzer soruları sık sık soruyordu annesine…” Ölünce n’olacağız? Ölüm nasıl bir yer? Ölünce bebeklerimizi de alabilir miyiz? 

  Annesi üstün körü cevaplarla geçiştiriyordu .Nasıl anlatabilirdi ki küçücük bir çocuğa ölümü?Doğru kelimeler hangisiydi?

   O gün annesine en son: ”Önce kim ölecek anne” dedi. Annesi sorulardan bunalmış bir şekilde ” ne bileyim kızım ,sırası gelen ölecek işte” dedi biraz sinirli.Neydi bu son günlerde ? Nerden takmıştı ölümü kafasına …

   Ama kızının yarı ağlamaklı ,dudakları büzülmüş , gözlerinin alt tarafı kızarmış bir şekilde sorduğu ” Sen ölürsen bize kim bakacak? ”sorusu ,bir anda durumun ciddiyetini kavramasını sağladı. Kızının gözlerinde korkuyu gördü . Elindeki örgüyü fırlattı kenara ve kucağına aldı bebeğini, içi coşmuş bir şekilde. Sarı bukleli saçlarını öptü ve koltuk altlarından tutup kaldırdı.Yüzünü yüzüne yaklaştırdı ;”Nerden çıkarıyorsun bunları ?  Ben ölmicem ,dünyaya kazık çaktım tamam mı? Bir yere gitmiyorum. ” dedi. ” Hem ölüm denilen şey o kadar kötü değil.Hani sizi lunaparka götürüyorum ya? İşte öyle bir yer.Yeşillik , çimenlik ,kuşlar… Ama bazen anneler çocuklarından önce gidebilirler .Çocuklarını uzaktan izlerler ve çok sonra zamanı gelince onları da yanlarına alırlar .”

   -Peki orda televizyon var mı anne?

  -Var tabii.

  -Oyuncaklar?

  – Herşey var orda,tıpkı burası gibi.Eğlenceli bir yer aynı zamanda…

     Rahatladı  kız ,korkmuyordu artık  Annesi onu bırakmayacaktı.Pembe -beyaz tenli yüzünü annesine çevirdi:

  -Anneee…

  – Evet biriciğim?

  – Hani sen beni babaanneme bırakıp gidiyorsun ya bazen ? İşte o zaman bana :” İnşallah ölür ,gelmez. Sana cici anne alırız .” diyor. Ben ” gelecek.” diyorum. Ama anne, benim dediğim çıkıyor ,sen geliyorsun…

   Annesinin içi cızz etti.Demek o gittiğinde ,kızı korku içinde ,endişeyle bekliyordu gelmesini ve inatlaşıyordu babaannesiyle ”gelecek ”diye.Demek o yüzdendi kendisini bırakmak istemeyişi…

   Kayınvalidesi gelinine olan nefretini torununa yöneltirken , ona ne büyük bir kötülük ettiğini bilmiyordu.Küçücük yüreğine nasıl kaldıramayacağı yükler bindirdiğini.

  Kadın bir daha asla kızını bırakmadı babannesine.Nereye giderse yanında götürdü…



Benim Hayatımı Başkalarının Hayatından Daha Değerli Kılan Şey, Nedir?

2 02 2009

       Ya da tam tersi,başkalarının hayatını benim hayatımdan daha değerli kılan şey nedir?

   Yıllar önce ”Nisan cadısı” adlı bir kitap okumuştum.Kitabın kahramanı, tamamen felçli ve sadece ağzına aldığı bir kalemi klavyenin tuşlarına vurarak iletişim kurabiliyor ve iç dünyasında yeryüzünü geziyordu.O kitaptan aklımda kalan tek cümle bu ve ben bunu yıllarca düşündüm.Evet neydi ,kendimizin herkesten daha değerli olduğumuzu düşündüren şey?

   Benim 59 yaşında ,10 yıldır hasta olan ve bunun son 5 yılını yatalak olarak yaşayan bir annem var.Beyin kanaması geçirdi.Zamanla beyin hücreleri ölmeye devam etti ve alzheimer belirtileri vermeye başladı.Şu anda yatakta altı bezli ve bakıma muhtaç.Söylediğiniz her şeyi anlıyor hatta fıkralara gülüyor ama 5 dk sonra unutuyor.Durumunun farkında .Önceleri altını açarken sessizce ağlardı şimdi kabullendi galiba…Onun ziyaretine gelen( Artık kimse gelmiyor) ya da beni dışarda gören herkes” Allah iki iyiliğin birini versin” temennilerinde bulunuyor.İki iyilikten 1. si;şifa ki benim annemin asla iyileşmeyeceğini herkes biliyor ,35 kilo kaldı zaten. 2.si ise ;ölüm…Yani ”Böyle yaşamaktansa ölsün siz de kurtulun ”demek istiyorlar. Bunu söylerken anneme üzüldüklerini ve kötü niyetli olmadıklarını biliyorum ama kendilerini onun yerine koymuyorlar.Onun yaşamayı ne kadar çok sevdiğini,böyle bile olsa hergün dünyaya gözlerini açıp nefes alıyor olmanın ne kadar güzel olduğunu bilmiyorlar.Bunu isteme hakkını nerden buluyorlar ? Siz o durumda olsanız bakalım ölmek isteyecek misiniz?

      Bazen de yolda bir dilenci, çingene ya da düşkün birini görsek ya da bizim gibi olmayan ,burun kıvırırız çoğumuz. Beğenmeyiz ,biz daha değerliyizdir.Peki içine doğduğumuz çevreyi ,anne -babayı,dini,ırkı biz mi seçtik?Pekala afrikada bir zenci olarak doğabilirdik ya da bir roman olarak… Bir hristiyan ya da ateist olabilirdik.Peki nedir bu böbürlenme?

    Herkesin hayatı değerli.Her yaşam ,yaşanılası.

   Ve biz elimizde olmadan bize verilenlerle değil ,kendi becerimizle kendimize kattıklarımızla öğünmeliyiz.Kendimizi öyle değerli hissetmeliyiz…