4
01
2009
Yazın son günleriydi. Güneşli pırıl pırıl bir hava.Karşıdan geliyorum,vapurdayım. Arkadaşlardan mesaj geldi” Bostancı Kahve Dünyasındayız ,oraya gel.” Durur muyum ,hemen rotayı çevirdim ama yine de varmam epey zamanımı aldı. Gittiğimde onlar nerdeyse 2 saattir oturuyorlardı. İçeceklerini içimişlerdi. Hemen siparişi vermek üzere elimi kaldırdım.Durdurdular. Dediler ki;”espresso iste,çok güzel ,hem de pahalı değil” Hiç içmemişim daha önce.
Şimdi siz sanmayın ki bunlar öle paralı pullu keyif içinde falan.Nerdeee … Ama ufak tefek şeylerle kendimizi mutlu ediyoruz arada bir.Bir türk kahvesi 2 lıra veeee yanında bir kase içi kahveli çikolata taneleriiii.Yiyebildiğin kadar yee. Hatta utanmazsan ikinci kaseyi de iste. Bi de bayrama denk geldiysen kestaneli çikolatalar istediğin kadar:) Benim gibi bi tatlı canavarı için ne ifade ettiğini siz düşünün artık…
Tamam dedim arkadaşlara espresso alayım. Çağırdım garsonu( Valla komi denmez heralde onlara garson mu denır onu da bilmiyorum, uf siz bakıverin google dan ya da boşverin. Ne denirse densin. )
_bi espresso lütfen.
Arkadaşlarla konuşuyoruz bu arada .Geldi biraz sonra espresso. Bakakaldım . Küçücük bir türk kahvesi fincanının dibinde ,bi fırtlık bişi.Yahu yanlışlık mı var? Gülüyorlar bizimkiler.Bende tam bir hayal kırıklığı… Ben şööle capuccıno gibi bol köpüklü koca bir fincan bekliyordum. Bu neee? Haa yanında da çay kaşığı şeklinde bir çikolata var. Tekrar elimi kaldırdım garsonu çağırdım:
_Bakar mısınız ,bunun yarısı nerde?Boş bunun içi… Hem bu çay kaşığı şeklindeki çıkolatayı içine mi daldırcaz,yoksa yıcez mi?Arkadaşlar galiba beni oyuna getirdiler.
Çocuk şaşkın şaşkın bakıyor ,dalga mı geçiyorum diye.Şekeri gösterdi ,içine koyacakmışız
Anladım tabii bana yaptıkları oyunu.Onlar da hayal kırıklığına uğramışlar meğerse.Başladık birlikte gülmeye .Bütün masalar bize bakıyor ama biz aldırmıyoruz. Garsonlar da gülüyor . Sonradan öğrendim ki; bu espresso dedikleri şey böle bi fırt olurmuş ve İtalya’da iş adamları toplantıdan toplantıya koşarken canlı,zinde olabilmek için ayakta bi yudum alıp giderlermiş…
Valla paramla zehir içmeye niyetim yok çünkü çok acııı:))
Yorumlar : 14 yorum var
Kategori : ANILAR
15
12
2008
8 yıl aynı çocuğa bakınca, anıların bir bölümü onunla ilgili oluyor.O zamanlar daha 4 yaşında .Havalar çok sıcak.Birlikte çay bahçesine gittik.İçinde aynı zamanda çocuk parkı da var.O oynarken ben çayımı içiyorum .Bir müddet sonra benim tuvalete gitmem gerekti.Fakat çocuğu orda bırakamam, benimle gelmesi gerek.Sesleniyorum , gelmek istemiyor.Ona benimle gelmesi gerektiğini söylüyorum. Diyorum ki:”Böyle yerlerde erkekler kadınları tuvalete götürür .” Bizimki razı oluyor.
Tuvalet bir tane , giriyorum fakat çocuğun kapının önünden uzaklaşmasından korktuğum için içerden sürekli konuşuyorum orda olup olmadığını anlamak için.
_Muratt , orda mısın?
_Burdayım Fatma teyzee.
_Afferin oğlum ,sakın uzaklaşma. Biraz sonra yine soruyorum
_Muratt, orda mısın?
_ Burdayım Fatma teyze.
_Tamam oğlum sakın ayrılma ordan , kapıyı açarlar sonra…
_Tamam Fatma teyze .Hem ben seni DELİKTEN göremiyorum ki..
_Neee? Eşşek sıpası!!! Sen beni mi gözlüyorsun?
_Evet ama göremiyorum kiii:)))))
_
Yorumlar : 8 yorum var
Kategori : ANILAR
28
11
2008
Dün bi dünya yazı yazdım, yok ortada:( nereye kayboldu bilmem ki? Hayır ,eğer yazmazsam blog sayfam iptal olacakmış.Üstelik hazırlıklı değilim. Tembel tembel oturuyorum. Of ya ne yazsam? Aaa durun, bir anımı anlatayım…
Şimdi size söylemedim di mi? Ben çocuk bakıcılığı yapıyorum bir evde 7 yıldır.İşe yeni girdiğim yıllardı.Ben o evde uzun saatler kalıyorum .Doğal olarak da gün boyu yiyip içiyorum orda. Ama sanmayın ki öle yemekler falan yiyorum, benim derdim tatlıyla.Akşama kadar tatlıyla doyabilirim. Çocuğun anne ve babası benim gibi düşkün değiller tatlıya. Fakat beni görünce onlara da bişi oldu, tatlıcı çıktılar başıma:)
Bir gün dolabı açtım ki; 3 tane magnum dondurma buzlukta.Allahhh gün doğdu bana! Hemen birini açtım yedim. Ertesi gün gittiğimde diğer ikisi duruyor ,yememişler.Aslında biri kadının biri adamın. Ama dayanamıyorum, ikincisini de yiyorum. Bir sonraki gün gittiğimde üçüncüsü de duruyor.Ayıp olur artık diye yemiyorum ama olmaz ki gözümün önünde:( Bekliyorum bir gün. Dördüncü gün duramıyorum daha fazla , onu da yiyorum. Adamlar bezdi benden.Çünkü bi bakıyolar ki dolap boş.Tatlı matlı yok:) Bazen baklava geliyor eve şöyle (lütfen) iki dilim bırakıyorum.
Bir gün yine gittim ki dolapta bir magnum var ve ucu ısırılmış , ben yemeyim diye…Kim ısırmış? Adam…İçimden dedim ki”siz görürsünüz” Isırılmış kısmını bıçakla kestim ,kalanı bir güzel yedim .Çubuktan da bedava çıkmasın mı:)) Onu da markete götürdüm , bedavayı da yiyecem:)) Ama maalesef promosyon tarihi geçmiş:( ( Kös kös eve geldim .Çubuğu buzluğa koydum ,aynı yerine. Yanına bir not yazdım: Beni böyle önlemlerle yıldıramazsınız ! Gördüğünüz gibi dondurmayı yedim. Size iki haberim var: Biri iyi, biri kötü. Önce iyi haberi vereyim: Çubuktan bedava çıktııı:)) Kötü haber : PROMOSYON BİTMİŞŞŞ
(
Yorumlar : 9 yorum var
Kategori : ANILAR