Havayı da Bilene Atacaksın Kardeşim:)

24 01 2010

            Patronuma işi dolayısıyla bir araba vermişlerdi; toyota corolla.Kendisi müdür.Doğum günleri yaklaştı ve doğum öncesi iznine çıkacaktı.Kendisine sordum:

-Şimdi bu arabayı sizden alırlar mı yoksa bırakırlar mı?

-Hiç bilmiyorum,konuşacağız bakalım…

      Birgün işe geldiğimde arabayı kapının önünde göremedim,demek almışlar diye düşündüm.Aslında garip de geldi.Tam insanın en ihtiyaç duyacağı zaman…Çocuk etüde gidecek. sanırım yine taksi tutacağız ama Murat heyecanla ;”Beni sen götüreceksin değil mi anne,PRIUS la ?”diyor.

-Aaaa!  Başka araba mı verdiler,diye soruyorum.Murat yine heyecanla :

-Evet Fatma teyze,PRIUS  verdiler ,diyor…

       Benim için hiç birşey ifade etmiyor.Çünkü her konuda az çok birşeyler bilmeme karşılık arabalarla hiç ilgilenmedim.Yanına gidip ismini okumam gerek arabanın modelini söylemem için.Sandım ki daha eski bir model ve kullanılmış bir araba verdiler, o kadar Fransızım yanii:)) Toplu taşıma araçlarını seviyorum ben ve de yürümeyi…

       Ertesi gün kapıcı ;

-Gelen geçen arabaya bakıyor Fatma hanım ,dedi…

-Eee ,n’olmuş? diyorum

-Bilmiyor musun ,100 milyar bu araba?Hem elektrik hem benzinle gidiyor.

-Aaa! Ben de sanıyorum ki daha kötü bir model ve daha kullanılmış…

-Yok ya …N’aptın?Milletin gözü kaldı.

     Patrona anlattım ,gülme krizine girdi.sonrasında birlikte alışveriş merkezlerine gittik ,bebek için alışveriş yapıyoruz.Ben arabadan havayla iniyorum .Gelen geçen bize bakıyor.Şöyle mantomun yakalarına yapışıp diyorum ki;

Ehm ! Araba benim olur yanımdaki de şoförüm:)Patron yıkılıyor gülmekten…

     Şimdi bana bu arabayla hava atsanız n’olur,anlamıyorum ki…Hatırlıyorum kadının biri bana babasının passatla( Yanlış yazıyor olabilirim):)) kaza yaptığını ve arabanın pert olduğunu söylemişti.Kadının konuşma şeklinden anlamıştım ki araba çok pahalı ama ben bu ismi hayatımda ilk kez duyuyordum.

      9- 10 yıl kadar öncesinde ayakkabıların arkasında gördüğüm ”all stars” yazısının anlamını bilmiyordum,pazar ayakkabısı sanıyordum.Anacıklarım !Meğerse şu çok rağbet edilen CONVERSE lermiş:)

       Alım gücüm arttıkça ve kredi kartlarına müebbet taksit yaptıkça ve de şu çoookk büyük marketlerde gördükçe markaları tanımaya başladım.Eh! İndirimler de sağolsun.

       Artık bir tiki olmak yolunda emin adımlarla ilerliyorum.Bi gıdımcık kaldı hatta bi gıdımdan da az:)))



MP3 üm Tamirden Geldi.))

12 12 2009

            Şimdi kıytırıktan bir yazı okuyacaksınız çünkü eğer yazı girmezsem blog sitem off.(Okumazsanız da okumayın .Bunu okuyorsanız zaten okumuşsunuzdur:))

          Bilen bilir ,ben mp3 üme ne kadar düşkünüm.Eğer evde unutmuşsam geç kalmayı göze alıp yarı yoldan dönebilirim.Gerçi 3 yılda 2 kere unuttum:))Ama son günlerde hainlik ediyor.Kulaklık çıkışından cızırtılar geliyor,sesler kesiliyor.Onu tamire yollamayı hiç sevmiyorum.Günlerce orda kalabiliyor çünkü.

         Gitti geldi tamirden,düzelmiş görünüyor.Keyifle açtım ama o ne?Benim dosyalarım yok!Servis hepsini silmiş ve kendi dosyasını yüklemiş.Sanki sınırlarıma girilmiş gibi hissettim.Kızılca kıyamet koptu.Hemen servisi aradım.Sekreter iknaya çalışıyor.Her gelen cihaza yapıyorlarmış bunu,sıfırlıyorlarmış ama beni durdurmak mümkün mü,öyle kızgınım ki…Kız da haddini bilmiyor,kraldan çok kralcı.Nefret ederim böylelerinden.”Çabuk bana ustayı bağlayın diyorum.” Usta çok sakin,çok terbiyeli:

       _Fatma hanım bizim pc ler çökmesin diye bunu yapıyoruz ve bizdeki dosyalardan herhangi birini yükleyip ölçümleri yapıyoruz.Yoksa kendi sevdiğimiz parçaları yüklemek gibi bir durum olamaz .

diyor.Ön yargılı davranmışım.sinirim geçiyor.

         Amaaa 1 hafta sonra benim alet yine arızalarda.Offf!!Yine serviste.Günlerce kalıyor orda.Defalarca telefon ediyorum .Artık sabrım taşıyor ve sesim yükseliyor(sanırım daha önce de yüksekti:))kıyametleri koparıyorum yine ,nasıl bu kadar uzun süre cihazımı alıkoyarsınız!Beni birine bağlıyorlar,benim cihazı tamir edene…Kürşat bey.

        Ben o kızgınlıkla konuşurken bir anda sekretere bağlanıyorum.Kızıyorum zaten bu kadına!Konuşmasına izin vermiyorum.”Çabuk beni Kürşat beye bağlayın.” diyorum.Bağlanıyorum ve otoriter buz gibi bir sesle :

       _Usta siz misiniz yoksa o kadın mı?

      _Ben usta değilim efendim,teknisyenim.

Soruyu yineliyorum:

      _Teknisyen siz misiniz yoksa o kadın mı?

     _Benim efendim.

     _O zaman sizinle konuşurken neden ona aktardınız?

     -O ,halkla ilişkiler efendim.

     _Ben halkla ilişkiler istemiyorum.Bana ,cihazıma ne yaptığınızı en iyi siz anlatabilirsiniz.

Günlerdir cihazı test ettiklerini,hatta servisteki diğer elemenların da dinlediğini ama birşeye rastlamadıklarını söylüyor.Hem bu sefer dosyalarımı silmediklerini çünkü benim için çok önemli olduğunu bildiklerini,virüs kontrolünden geçirdiklerini anlatıyor.Benim bağırtılarıma karşın o kadar sakin ki kızma lüksümü elinimden alıyor.

      20 günün sonunda geliyor cihaz .Hemen kontrol ediyorum.Başka bir dosya eklemişler fazladan.Benim parçalara tahammül edememişler belli.))Silmiyorum hemen.

        Bugün sahile yürüyüşe inerken şöyle bir göz gezdireyim dedim.Dosyanın adı, türkü…

       İlk parça karam ,sanat müziğinden türkü.ı-ıh bana uymadı.

       İkinci parça,ahırım sensin.Yoookkk,sabah sabah ağlayamam.

      Üçüncü parça,anlamazsın.Hmmm,ıssız adam.Kadın öldükten sonra daha çok tanındı.

     Bu arada sahili buldum ben ve yürüyorum .Bir köpek yaklaşıyor bana ve ben her zamanki gibi ellerimi kaldırıyorum.Sanki ellerimi ısıracaklar.Üzerime tırmanıyor.Korkuyla” Hayır” diye bağırıyorum. Kulağımda Babutsa” Yanayım yanayım,ateşlerde yanayım” diyor.Tak tak darbukanın sesi patlıyor.Benimse kalbim küt küt…Daral geldi.

       Sıradan geçiriyorum parçaları.Aaaaa! Orhan Gencebay.Batsın bu dünya diyor.Yok batmasın ,dünya güzel.(Şimdi buradan küresel ısınmaya geçmicem korkmayın ama bi ara Greenpeace’ e faal üye olmayı denicem.Bu fikir kafamda,onları boğazın halatlarına tırmandıklarını gördüğüm sırada gelişmişti.)

      Neyse artık yeter ,kendi parçalarıma geçecem.Beyonce,Sweet Dreams.Ohh! söyle kız! Kulaklarım şenlensin.

      Saat kaç acaba? Ne kol saatimi almışım ne de telefonumu.Dur mp3 ün saatine bakayım.orda dijital bir saat yanar söner.Hayır yok! Görünmüyor! Ne yaptınız benim cihazıma? Of ya of! Yine mi tamirci?



Ben Potansiyel Bir Hırsızım!

20 06 2009

                Her zamanki gibi sahil dönüşündeyim,hafta sonu yürüyüşleri…Aman Allah’ ım yol kenarında azmış ,utanmaz güller…

               Ellerim uzandı farkına varmadan.Anneme götürmeliyim.Ne sevinir kimbilir…

               Birden aklıma 2 yıl öncesi geldi.Yine böyle gülleri görmüştüm ,yol kenarında .Belki bir zamanlar önündeki binaya ait ama şimdi kimseye ait olmayan…Fakat yine de yaptığımın doğru olmadığını bilerek 1-2 hafta koparıp eve götürmüştüm ”çiçek dalında güzeldir .”sözüne aldırmadan .Hatta işi azıtıp yanımda bi falçata götürmüştüm çünkü koparırken dikenleri feci halde canımı yakıyordu . Bir yandan da yakalanma ve rezil olma korkusu yaşıyordum ama kendime engel olamıyordum.3. hafta tam daldan bir kaç gül koparmışken birden bir bağırtıyla doldu kulaklarım.Hay Allah ! sabahın köründe!Adamın biri bana bağırıyordu

          _Utanmıyor musun koparmaya!!!

          Başımı yukarı kaldırıp adama baktım ve pişkin bir edayla:

         -Aaa ! Çok utanıyorum elbet ama koparmadan da duramıyoruummm:)

           İşte şimdi aşağı yukarı aynı yerdeyim ve aynı saatler…

          Uzandım ve ellerime batan dikenlere aldırmadan kopardım bir kaç tane .Anneme götürecem.Eğer yakalanırsam cevabım hazır:

            ÇOK UTANIYORUM :)



Kara Çarşaflı Kız

8 03 2009

       Hafta sonları sahile iniyorum,koşmaya…Avrasya maratonuna hazırlanıyorum.Gerçi maraton bana göre değil çünkü ben millet gibi küçük ağır adımlarla koşmadığımdan biraz sonra yoruluyorum.Mp3 ün hızına uyup daha ilk andan depara kalkıyorum:)Ama yağma yok bu sene derece almasam bile koşarak varacam finişe.Geçen yıl acaip bi yağmur vardı ve koşamadım ama öyle hızlı yürümüşüm ki ,ben bitişe geldiğimde arkamdan koşarak yetişenler vardı.)

     Sahilde genelde orta yaş üstü ya da kilolu insanlar var yürüyen.Bugün 2. kezdir bir kıza rastlıyorum.Genç ve güzel bir kız.Kara çarşafının altından pantolonu görünüyor.Gerçi çarşaflı yürüyenlere alışkınım ama bu kız koşmaya çalışıyor hafifçe.Üstelik şişman filan da değil,gayet formda…

  Düşündüm ,nedir bu kızı sabahın köründe koşturan bu zor kıyafetle.Bu kadar içi coşarken bu çarşafı giydiren nedir?1.sebep inançları diyeceksiniz ama ben inanmıyorum buna.Çünkü görüyorum çevremde daracık kıyefetlerin içinde başörtülü kadınlar.Örtünmekten amaç nedir?Benim bildiğimve şiddetle karşı koyduğum ;erkekler açısından tahrik unsuru olmamak.Aaaa evet biz öyle dikkat etmeliyiz ki zavallı erkekler bize bakıp günaha girmesinler .E tabi sonrasında da cehenneme…Onların cennete gitmesi için elimizden geleni yapmalıyız ,onlara hiç bi şi bırakmamalıyız…Asli görevimiz budur:p .Zaten erkekler sadece bizim yüzümüzden cehenneme giderler ,giderlerse…Herşeyi saçımızın teline endekslemişler ama cümle alem biliyor ki biz bunun önüne geçemeyiz çünkü o zaman yok el bileğimiz ,yok ayak bileğimiz ,yok şuramız ,yok buramız  ,bitmezzzz.Ve bilmezler mi ki sadece gözler bile yeter .O zaman burnumuzla görmeyi başarmamız gerekir sırf erkekler bize bakmasınlar diye…

    Aslında kadınları zorlayan çoğunluk adetler ,gelenek görenekler ve  erkekler ve ana babalar…



Organlarımı Bağışladım:)

15 02 2009

        Başlığın sonundaki gülücük işaretine bakmayın,bağışlarken hiç de mutlu hissetmiyordum kendimi.Hatta organlarımın peşinden gitmek istedim, nereye gidiyorsunuz diye…

       Konusu açıldığında hep yapmak isterdim bunu.Yakınlarıma derdim ki”Ölürsem organlarımı bağışlayın.”.Bana biraz da kızarak bakarlardı .Belki ölümü kendime yakıştırmamdan hoşlanmazlardı,bilmiyorum.Aslında hayatın her anını sevdim ben ve ölmeyi istemiyorum .Kırış buruş içinde ,bastonalara dayanarak da olsa çookk uzun yaşamak istiyorum.Ölmeyi isteyecek kadar kötü günlerim de oldu ama hepsini atlatmayı başardım.Hayat her şeye rağmen güzel.

       Geçen gün büyük bir devlet hastanesine gittim.Muayene için beklerken, duvarda bi tv de bu konu geçiyordu .O an yine istedim bunu.Hep istemiştim ama resmiyete dökmemiştim.Fakat bişi yine tuttu beni.Sıradan ayrılmamak bahanesine tutundum.Hastanenin içinde organ bağış masası varmış ama diğer binada. Off çok işim vardı ,öbür binaya gidemezdim şimdi( Bahaneler buluyorum.).

     Muayenemi oldum elime tutuşturdukları parçayı patalojiye götürmeliymişim.

-Patoloji nerde?

-Diğer binada.

-!!!

     Elimde parçayla patalojiye gittim .Artık çıkmalıyım hastaneden işim bitti.Tam çıkış kapısına yaklaştım, sağ tarfıma döndüğümde kocaman bir afiş ve organ bağış masası…

     Yöneldim o tarafa ,biri daha var işlem yapıyor,organlarını bağışlıyor.Birisi de bağışlamak istediğini ama evdekiler sorması gerektiğini söylüyor.Ona ”Neden sormanız gerekiyor ki,bu sizin organlarınız.” diyorum .(Çünkü ben de konuşmadım.)Biliyorum eve gittiğinde büyük ihtimal vazgeçecek ,korkuyor ,erteliyor çünkü benim gibi…

    Rahmetli babam derdi ki” Kızım korkuyorsun ama yapacağını da yapıyorsun.”Evet korkuyorum nedense ,sanki ben ölmeden organlarımı alacaklar.O yüzden hep kendim yapmayıp yakınlarıma bıraktım sorumluluğu ,ölürsem bağışlayın organlarımı diye…Ama artık kaçış yok,masadayım ve oradan gitmeyi gururuma yediremiyorum.Hem korksam da yapacam bunu,istiyorum.Bir gün çok sevdiğim birinin ya da belki benim ihtiyacım olur bir organa ya da öyle olmasa bile zaten çürüyecek şeylerle neden başkasını sevindirmeyeyim?Halk arasında şöyle bir inanış var,öbür hayata organlarımızla kalkacağız diye.Peki organları iflas etmiş olarak ölenler neyle kalakacak;onlar yine ölü mü olacaklar?Benim bildiğim hayat yeryüzünde ,yaşadığım anı biliyorum.Öldükten sonra cesedimi ne yaparlarsa yapsınlar.Mezarım bile olmasa olur ama beni unutmasınlar…

   Evet bastım imzayı ve kartımı cüzdanıma yerleştirdim.Dışarı çıktım. Üzerimde inanılmaz bir hafiflik var .Korkularım geçmiş ve müthiş mutluyum.Yaptığım için mutluyum.Koşarak çıktım bahçeyi çünkü ben mutlu olduğumda, canım koşmak ister…



Benim Hayatımı Başkalarının Hayatından Daha Değerli Kılan Şey, Nedir?

2 02 2009

       Ya da tam tersi,başkalarının hayatını benim hayatımdan daha değerli kılan şey nedir?

   Yıllar önce ”Nisan cadısı” adlı bir kitap okumuştum.Kitabın kahramanı, tamamen felçli ve sadece ağzına aldığı bir kalemi klavyenin tuşlarına vurarak iletişim kurabiliyor ve iç dünyasında yeryüzünü geziyordu.O kitaptan aklımda kalan tek cümle bu ve ben bunu yıllarca düşündüm.Evet neydi ,kendimizin herkesten daha değerli olduğumuzu düşündüren şey?

   Benim 59 yaşında ,10 yıldır hasta olan ve bunun son 5 yılını yatalak olarak yaşayan bir annem var.Beyin kanaması geçirdi.Zamanla beyin hücreleri ölmeye devam etti ve alzheimer belirtileri vermeye başladı.Şu anda yatakta altı bezli ve bakıma muhtaç.Söylediğiniz her şeyi anlıyor hatta fıkralara gülüyor ama 5 dk sonra unutuyor.Durumunun farkında .Önceleri altını açarken sessizce ağlardı şimdi kabullendi galiba…Onun ziyaretine gelen( Artık kimse gelmiyor) ya da beni dışarda gören herkes” Allah iki iyiliğin birini versin” temennilerinde bulunuyor.İki iyilikten 1. si;şifa ki benim annemin asla iyileşmeyeceğini herkes biliyor ,35 kilo kaldı zaten. 2.si ise ;ölüm…Yani ”Böyle yaşamaktansa ölsün siz de kurtulun ”demek istiyorlar. Bunu söylerken anneme üzüldüklerini ve kötü niyetli olmadıklarını biliyorum ama kendilerini onun yerine koymuyorlar.Onun yaşamayı ne kadar çok sevdiğini,böyle bile olsa hergün dünyaya gözlerini açıp nefes alıyor olmanın ne kadar güzel olduğunu bilmiyorlar.Bunu isteme hakkını nerden buluyorlar ? Siz o durumda olsanız bakalım ölmek isteyecek misiniz?

      Bazen de yolda bir dilenci, çingene ya da düşkün birini görsek ya da bizim gibi olmayan ,burun kıvırırız çoğumuz. Beğenmeyiz ,biz daha değerliyizdir.Peki içine doğduğumuz çevreyi ,anne -babayı,dini,ırkı biz mi seçtik?Pekala afrikada bir zenci olarak doğabilirdik ya da bir roman olarak… Bir hristiyan ya da ateist olabilirdik.Peki nedir bu böbürlenme?

    Herkesin hayatı değerli.Her yaşam ,yaşanılası.

   Ve biz elimizde olmadan bize verilenlerle değil ,kendi becerimizle kendimize kattıklarımızla öğünmeliyiz.Kendimizi öyle değerli hissetmeliyiz…



Kadınlar Neden Kırıtır?

21 01 2009

       Kırıtmayan ya da kırıtmayı beceremeyen biri olarak pek de masumane olmayan tahminlerim vardı ,bu konuda.

        İşte, seksi görünmek ,dikkat çekmek, hatların yuvarlaklığını vurgulayıp erkeklerin aklını başından almak gibi:))Daha uzar gider bu liste.

       Benim gibi hayatı boyunca spor ayakkabı ya da düz ayakkabı giymiş biri ,kırıtmayı bilse bile, bu ayakkabılarla komik görünür heralde… Düşünsenize sahile iniyorum  hafta sonları yürüyüşe ya da koşuya , kırıtıyorum. Hahahaha..  Hani düğünlerde bile babet giyecem nerdeyse.

    Ben ,kulağımda mp3 te çalan müziğin ritmine uyarak hızlı adımlarla ,koşar gibi yürümeliyim .Dağ taş gezmeliyim , hoplaya zıplaya…Hatta öyle hızlı yürürüm ki; eğer yanımda biri varsa onu unutup gittiğim , az ilerde fren yapıp beklemişliğim vardır:)

     Rahmetli babam derdi ki,”Ayaklarının tabanlarına basmak dururken, kadınlar neden parmak uçlarında seke seke gezerler anlamam? ” Ben de anlamazdım babacığım, bugüne kadar…

     Bugün ilk kez yüksek topuklu , uzun konçlu siyah çizmelerimi giydim işe giderken.10 -15 dk lık bir yürüyüş yolum var , minibüse binene kadar.Yol asfalt ama biraz bozuk.Çıktım evden cesaretle.Aman Allah’ ım! yürümek hiç kolay değil!

      Bi kere topuklara basmamalıyım, yoksa yarısı aşınır gider .Çünkü aslında bu ayakabıları giyenlerin arabaları olması gerek . En fazla 20 adım atacaksın. Ama benim arabam yok diye giymeyecek miyim, giyenler nasıl giyiniyor?Yani burunlara  basarak yürümeliyim. Ayrıca dizlerimi bükmemeliyim ki sanki düşecekmiş gibi şapşal bi görüntü sergilemeyeyim. Şöyle uzun düz ve yumuşak adımlara atmalıyım.Manken gibi. Başaracam:)

    Kulağımda shaggy ‘ nin sexı lady ‘ si çalıyor. Hızlı ,ritmli ama ben sanki ”Dönülmez akşamın ufkunda”ymış gibi ağırım, yürüyemiyorum . Ellerim iki yanımda ,ip üzerindeki cambazlar gibi denge sağlamaya çalışıyor ve elimde olmadan kırıtıyorum. Çünkü öyle yavaş öyle dikkatli ve bir adımımı diğerinin önüne atarak yürüyorum ki ister istemez salınıyorum ahenkle… Düşecem.10 dk lık yol ,20 dk olmasına rağmen bitmedi.Kendimi bi minibüse atsam…

     Ayak bileklerim ağrıdı ama itiraf etmeliyim insan kendini daha kadın hissediyor.Ay ben yıllarca erkek gibi dolaşmışım:)

    Ama bi daha bu çizmeleri giyer miyim ben?GİYERİMMM:))