DÜŞ,KIRIL FAKAT ASLA EĞİLME…
18 08 2010Kategori : Kategorilenmemiş
Evet, 9 yıldır çalıştığım işten çıkarıldım.E haketmiştim,çok şımarmıştım çünkü:)
Sen kalk haklarını korumaya çalış.Kalk çocuğun babannesinin seni temizlikçi gibi kullanmasına karşı çık! Yavuz bir savaşçı gibi savaş! Kalk patrona ültimatom ver.Bana bakın!Ben çocuk bakıcısıyım,temizlikçi değil! Eğer beni siz korursanız koruyun yoksa ben hakkından gelecem kaynananızın! Ayrıca iş görüşmelerine gidiyorum ,haberiniz olsun,kovarsanız da kovun de:)
Patron haklı.Patronluk zevkini tattırmadım ona.Evin patronu bendim sanki.Bana emir verilmesine izin vermedim.Sınırlarıma ,özelime girmesini buz gibi bir sesle engelledim.
E haklı ;kalktım onunla aynı yerlerden giyindim, maddi açıdan düzelince.Halbuki o bana giymediği eskilerini verip mutlu olmaya devam edecekti.
Haklı çünkü çocuğunu sanki kendiminmiş gibi sahiplendim.Haklı çünkü çok esprıliydim,buzdolabının üstünde komik notlar buluyorlardı.
Haklı çünkü,yeter artık mesailerimi verin! dedim.
Ama yine de işten çıkma niyetim yoktu.Bir sabah gidip de artık yollarımızı ayırmamız gerektiği söylendiğinde çok bozum oldum.Ben vazgeçilmezdim,ben en iyisiydim.
Hiç bir şey söylemeden çıktım evden,ağladığımı görmesini istemiyordum.Herşeyden ziyade baktığım çocuğu bırakmak çok zordu.Ailesini çoktan bırakmıştım zaten,sevmiyordum artık onlarla çalışmayı.
Ve bu kadar yıldan sonra anladım ki,ben bir bakıcı için çok fazlayım.Çok fazla akıllı,zeki,bilgili,kültürlü,okumuş ,güzel,algıları çok açık biriyim.Çok iyi empati kuruyorum.E tabii bu da insanların kendilerini karşımda çırılçıplak hissetmelerine sebep oluyor.
Ama üzülmeyin:)sırada bekleyenler vardı ,ertesi günü yeni işe başladım:)Şu an çok iyiyim.Öyle rahatım ki 3. kitabımı bitirdim iş yerinde.
Bir tanıtım dönüyor tv de.Bir sınıfta yoklama yapılıyor.Erkek öğrenciler sınıfta ”Burdayım” derken ,kızlar tarlada ,ahırda ya da evli olarak görüntülenmiş.Sonrasında kızların okuması için maddi destek beklenıyor.
Aylar önce bir hikaye dinlemiştim tv de.Şapka devriminin olduğu yıllarda ,bir kadın var.Terzilerde dikişten sonra artan küçük parçaları alarak şapka dikiyor ve bu şekilde kız çocuğunu okutuyor.Bu çocuk dünyanın en ünlü sümeroloğu olan Muazzez İlmiye Çığ.hepimiz onu alkışlıyoruz ama asıl alkışlanıp eli öpülecek olan kişi onun annesdir.Taaaa o zaman ki yıllarda bir kız çocuğunun okumasının önemini kavramış bir aydın bence.
Oysa şimdi kampanyalar düzenliyoruz kız çocukları okusun diye.Bu kampanyalar olmamalı çünkü zaten kızlar okuyor olmalı.Yazıklar olsun bize! Bu zamanda Cumhiriyetin ilanından 87 yıl sonra bile hala bir şey öğrenememişiz.Hala kampanyalar düzenliyoruz ki kızlar okusun.
Benim olacağım ameliyatla aynı ameliyatı olmuş olanlara sordum;(Cümlede bir tuhaflık var ama idare ediverin:))”Neler yaşıyorsunuz ameliyattan sonra?”
_Aaaa ,çok kolay.2 gün ağrı kesicilerle idare ediyorsun ,sonrasında hiç bir şeyin kalmıyor.İnandım…Eğer başıma gelecekleri bilseydim; kulağımda mp3 ,Rihanna’nın Te Amo suyla dansederek ve bir yandan kitap okuyarak ameliyatı bekler miydim?Güle oynaya girdim ameliyata. Gerçi biraz erken aldıkları için yanımda eşimin ve çocuklarımın olmayışı beni azıcık burdu ama yine de diğer hastalara el sallayarak gittim.Zaten yatış günü odadakileri gülmekten kırmış geçirmiştim.Hatta bazıları”Biz taburcu olmak istemiyoruz,bu oda çok eğlenceli”diye şakalar yapmışlardı.
Ameliyathaneye girdiğimde çok iyi karşıladılara ama ben kötü oldum.Kapılar kapandı ardımdan. Oraya yapayalnız gitmek ve belki de geri dönmemek…Koluma serum takan hemşireye çocuk gibi mızıldandım; ama ben kimseyi görmeden,vedalaşmadan geldim buraya…Hemşire” Merak etme sağsalim çıkacaksın ” dedi ama ben…Gıtmek istemiyorum böyle,üstelik herşeyimi odada bıraktım .Konuşamam da.
Konuşuyorlar benimle rahatlatmak için ama ben duymuyorum bile.Kimsemi görmedim,kimsemi görmedim.Onlar dışardalar biliyorum .Koşarak geldiler ama beni içeri almışlardı…
Görevliye dedim ki: Dışarı seslenir misiniz? Gelmişlerdir .Sedyeyi de kapının önüne çekin ,kapıdan göreyim onları…
Seslendiler,gelmişler:)
Onları gördüğümde gözyaşlarımı tuttum ,üzülmesinler diye.Öpücükler attım ,el salladım kocaman gülücüklerle ve kapılar kapandı yine .Herşeyimi arkada bıraktım ,yalnızım artık ama biraz daha rahatım.
Ameliyathaneye girdiğimde doktorlar;”Ooo biz böyle hasta görmedik.Rujunu sürmüş ,kirpiklerini boyamış, tırnaklar da ojeli…Biz paspal hastalara alışkınız , böyle bakımlılarına değil:)Ama söylemediler mi oje yasak diye? Baş parmağındaki ojeyi silmeliyiz ,yoksa makine algılamaz.”
Herkes aseton derdine düştü.Ben hiç umursamadan şakalarımı yapıyorum; demek ki ameliyathanedeki en elzem malzeme neymiş? Asetonnnnn:) diyorum:) Neyse bulup siliyorlar baş parmağımı.Ben masadan doğrulup” Beni kim kesecek? Düzgün kessin” diyorumve cevabı duymadan bayılmışım…
Ayıldığımda kulağıma gelen ” Çok ağrıyor” diye böğüren ses benim mi?Yer yüzünde böyle acılar var mı?Bir insanın dayanabileceği bir ağrı değil bu.Üstelik ben nazlı olmamakla övünürüm.Saatlerce koğuşu inlettim ve aklımı kaybedeceğimi sandım.Ne belimden verilen ,ne kolumdan ne de diğer ağrı kesiciler kesmiyor acımı…
Bana yalan söylediler…
Yine sahildeyim ,yine koşuda…Havalar ısınıyor.Çocuklar da var artık buralarda ve bisikletleriyleler…Dünyadan habersiz ,uçarcasına gidiyorlar .Yaşlı bir adam parkta spor yapmaya çalışıyor.Bisikletini kenara koymuş.İçim coşuyor birden ,binmek istiyorum.Yanaşıp ”Binebilir miyim ?” diye soruyorum.Tedirgin biraz ,belli en kıymetlisini alıp gidebileceğimden korkuyor .” A çok kısa bineceğim ,belki de süremem .”diyorum çünkü hiç bisikletim olmadı benim…
Hatırlıyorum 7-8 yaşlarımdaydım.Arkadaşımın babası Almanya’ dan bir bisiklet getirmişti.Çok istiyordum binmeyi ama o, yeni olduğu için kıyamıyordu.Zaten o da bilmiyordu binmeyi.Ayakları ,bacakları yara bere içindeydi pedalların vuruşundan.
Bir gece rüyamda; evimizin ordaki yokuştan aşağı deliler gibi bisiklet sürerken gördüm kendimi,uçuyordum sanki .Öyle bilinmez uyandım ve o gün arkadaşımdan cesaretimi toplayıp istedim bisikleti.Verdi ve ben ilk binişte sürdüm gittim.Rüyamda öğrenmiştim çünkü…Sonrasında hiç binmedim ,tüm denemem onunla kaldı. Bir de hatırlıyorum 6-7 yıl önce bir tatil yerinde ev sahibi adamın bisikleti kapıdaydı.”İstediğiniz zaman binin.” demişti.Çok büyüktü.Tüm cesaretimi toplayıp bindim.Ödüm kopuyordu.Evett !Sürebiliyordum
Sürüyordum daaa ,dönemiyordum:)) Önüme tüm yolu kaplamış ,gülüşen bi grup çıktı.Ben çığlık çığlığa ”Çekilinnnn! ”diye bağırıyordum.Araladılar yolu ama arkamdan bana kahkahayla güldüklerini hatırlıyorum bi de nasıl duracağımı düşündüğümü::))
Yaşlı adam biraz düşündükten sonra verdi bisikleti .Kaldırıma yanaştırıp bindim,unutulmuyor ne bisiklet sürmek ne de verdiği o his…
Çocukluğuma döndüm birden ,o tasasız günlere…Varsın tek derdim, oyuncağımın olmaması ,olsaydı.Ben yine çamurlardan top yapıp içine koyduğum sünger sayesinde onun zıplayacağını düşünseydim.Arabalar sürülmeseydi ,bebekler et değil, çamurdan olsaydı.Annem beni kovalasaydı üzerimi kirlettiğim için yaratıcılık denemelerim sırasında. Yeseydim sopasını yine…Varsın özenle ,koparmadan açtığım kalem yontularım defterin arsasında paraya dönüşmeseydi.Öyle söylemişlerdi ama…Günlerce sabırla beklerdim defterimin arasında para bulacağımı sanarak.Varsın okuduğum ıssız ada romanındaki gibi ıssız yerlerde olsaydım.Leğene suyu koyup içine kocaman taşları atıp üzerini hanımeli dallarıyla süsleseydim.Sudaki mercanları görseydim pırıl pırıl yine…Teyzem okul harçlığımı elimden alsaydı.Gazozun yarısından fazlasını içseydi ortadan böldüğümüze beni inandırmaya çalışarak.Ben yine mızıkçılık yapsaydım oyunlarda.Sıksaydı yanaklarımı ablalar, ne şekersin diye bazen canımı yaksalar bile.Biraz büyüdüm diye babam yine kızsaydı ,sokaklarda oynama diye.Tek sorumluluğum ödevlerim olsaydı .Gelecekten bihaber olsaydım.Hayaller olsaydı uçuk uçuk…
Yorgunum anne…Neden sen de diğer anneler gibi değilsin?Neden 10 yıldır yatıyorsun?Neden tansiyon ilaçlarını düzenli almadın ve beyin kanaması geçirdin?Neden koluna çantanı takıp gezemiyorsun?Biliyor musun sağlıklı yaşlı kadınlara nasıl özeniyorum ?Benim annem gencecik ve yatakta.Kızıyorum bazen sana ;hasta olduğun için.Kızıyorum gittikçe herşeyi unutuyorsun diye.Hatırlamıyorsun çoğu şeyi.Unutmaya yakın geçmişten başladın.Eskileri daha iyi hatırlıyorsun ve gittikçe silikleşiyor hafızan.
Unut anne herşeyi,unut! Ama en son beni unut çünkü ben senin en eski geçmişinim…
Dün akşam bir düğündeydim,askeriyede.Kapıdan girişte kimlik sordular.Benim çantada mc donalds tan çantama attığım barbekü sos bile var ama cüzdan yok.E ,kapıdan patron alınca hiç aklıma gelmedi lazım olacağı.Neyse pek sorun olmadı.İçeri girince ben arkadaşımın olduğu masayı tercih ettim,her şeyi birlikte yaptığım çok sevdiğim arkadaşımın masası.
Biraz sonra gelin masaları dolaşmaya başladı.Fotoğrafçı da onunla birlikte.”Bi foto alalım lütfen”diyor .Ay hiç sevmiyorum fotoğraf çektirmeyi ama geline ayıp olacak şimdi .Gülümsüyoruz arkadaşım ,gelin ,damat ve ben.Sonra gelsin ordövrler içkiler .Patron telefon ediyor ” Sen de, iç bizi emrah götürecek:))”Hımm bi atraksiyon yapsam mı?
Tam oyunlar keyifler sohbetler yerinde.Fotoğrafçı elinde bi sürü foto dolanıyor .Bizim masaya geldi.Uzattı arkadaşımla bana fotoğrafı.Önce baktım ;o peri kızı gibi güzel olan gelin ve peri kızı gibi güzel olmayan arkadaşım( Duyarsa duysun:))sanki öteki dünyadan gelme birer hortlak!yanlarında kenarda kalmış biri daha var;siyah gömlekli ama köşede kaldığı için mi nedir,daha net ama luna parktaki dev aynalarındaki gibi yamuk yumuk ve 10 kilo daha şişman.Oh my god!Hayırrrrr ! Olamazzz!Bu benımmmm!Ay bu bana hiç benzemiyor !Bu kesinlikle ben değilim! Bu fotoyu almıcam !Ama almak zorundayım .Ah yanımda hiç para yok ,almak zorunda değilim:))Arkadaşım ”git patrondan iste ”diyor .
_Olmaz sen ver,şimdi ondan istersem borç olarak vermez bana ama senden alırsam ödemek zorunda kalırım .Fotolar 6 lira.Veriyor arkadaşım ama endişeli :
_Ya unutursan ödemeyi.
_Of şimdiye kadar ne zaman yaptım bunu !
_Yapmadın ama ya unutursan?
_Kapa çeneni! Senden borç almadım bile…
_Olsun, ya unutursan?
_Pis pinti !Gidiyorum tamam ,patrondan isticem.
Elimde foto patronun masaya gittim:”Şeyy patron bu iğrenç foto için benden 6 lira istiyorlar ”dedim. Hemen çıkarıp 10 lira verdi.Arkadaşa uzattım parayı,üstünü bekliyorum.Aradı taradı çantasını 3 lira çıktı.
_1 Lirayı sonra versem?
_Olmaz!Şimdi bulacaksın.Bak bakalım nasıl oluyormuş?
_Valla bak yarın veririm.
_Hayır ,şimdi bulacaksın!Oh canıma değsin:)
Arattırdım ona salonu.Bulamadı ama olsun ben çok zevk aldım:))
Aradan zaman geçti fotoğrafçı yine bizim masaya geldi ,karşımda oturanlara 2. fotoları veriyor.Hayır! Korku filmi gibi.Eğer 2. bi fotoyu bana uzatırsa almıcam ve ısrar ederse kesinlikle üstüne para isticem .Çok kararlıyım.Zaten ilk fotoda homurtumdan anlamış olmalı ki gelmedi başka foto:))
Aaaa tüh!Gelirken fotoğrafı masada unuttum:)) Unutmuş gibi yaptım:))
Evet ,kendimi ihbar ediyorum ,ben de bir Türkan Saylan’ ım çünkü onun gibi düşünüyorum .O zaman binlerce Türkan Saylan var…
İstiyorum ki okumamış kimse kalmasın ,özellikle kız çocukları …
İstiyorum ki kızlar ilkokuldan çıkar çıkmaz örtülüp evliliğe hazırlanmasınlar…
İstiyorum ki tek çareleri erkekler olmasın…
İstiyorum ki çalışsınlar…
İstiyorum ki ayakları üzerinde dursunlar…
İstiyorum ki çalışıp üretsinler…
İstiyorum ki hayatlarına kendileri yol versinler…
İstiyorum ki büyüttükleri çocuklar eşitliğe ,insanlığa önem veren çocuklar olsun ,örümcek beyin olmasın…
İstiyorum ki Türkiye , Atatürk’ün kurduğu çağdaş Türkiye olmaya devam etsin…
O zaman gelin beni de alın!